Özel Medikum Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Do. Dr. Abdullah AKPINAR “Çocukluktan erişkinliğe dikkat dağınıklılığı, yetersizliği, ilgisizlik, erteleme, ötelemeler, aşırı hareketlilik ve düşünmeden davranma kavramları” hakkında bilgilendirme yaptı.

Tek başına dikkat dağınıklılığı veya eşlik edebilen (zorunlu değil) aşırı hareketlilik, ve düşünmeden davranma çocukluk, gençlik ve erişkinlik döneminin önemli sorunlarındandır.

Çocuğun kendisini ve ailesini ciddi düzeylerde etkileyebilen bu durum gelişen toplumlarda son yıllarda daha bir önem kazanmakla birlikte ilk kez bundan yüz yıl önce tanımlanmış bir insanlık sorunudur. Bu durum ülkemiz dahil tüm toplumlarda ortalama her yüz çocuğun en az beş/onunu etkileyebilecek düzeyd sık görülen bir durumdur. Geçmişi yüz yılı aşan bu sorun günümüzde daha iyi tanınan ve bilinen bir durum haline gelinmiş olup bu konu deneyim ve tecrübeler tüm dünya ve ülkemizde oldukça artmıştır.

Geçmişten günümüze bu kavramın ortaya çıkışında ve yaygınlaşmasında birçok faktör yer almaktadır.

Yaşam Koşulları (genetik, biyolojik faktörler, tek katlı bahçelerden, apartmanlaşma, nüfus yoğunluğu, değişen şehir yaşam koşulları, nörotoksik maddelerin artması, yiyeceklerdeki katkı hormonal maddeler, teknolojik dikkat dağıtıcı çeldiriciler, değişen çocuğun eğitimi şartları, rekabetsel ortamın artışı belirtilerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı olabilmektedir.

Dikkat Alanındaki Temel Sorunlar;

Dersi dinleyememe, çabuk sıkılma, derste çoğunlukla kendini verememek, ödevlerini kendiliğinden yapmaya direnç, isteksizlik, dağınık, düzensiz, özensizlik, sınavlarda basit hatalar yapmak, sınavlarda kapasitesinin altında yerlerde olmak, tembellik, sorumluluklarını zamanında tamamlamamak, tamamlayamamak.

Aşırı hareketlilik sorunları; aşırı hareketli, tezcanlı, sabırsız, agresif, konuşkan, düşünmeden harekete geçen, bir şeyi tamamlamadan başka bir şeye yoğun geçişler, eğlenceli şeylere karşı aşırı düşkünlük (TV, Bilgisayar, Oyunlar, İnternet,Sosyal Medya)

Bu sorun alanlarının biri, bir kısmı ya da çoğu çocuğun ve çevresindekiler yaşamını etkiler. Okul-sosyal çevre-iş-aile bireyi alanlarında sorunlar, özgüveni az/aşırı olan birey olmak, sosyal içe kapanık/aşırı dışa dönüklük, mutsuzluk, isteksizlik, tükenmişlikler yaşaması ya da sinirlilik, tepkisellik, öfke patlamaları, kavgacılık, geçimsizlik, ve sonuçta KENDİ KAPASİTESİNİ VE POTANSİYELİNİ GÖSTEREMEYEN BİR BİREY OLMASI temel sonuçlardır.

Nasıl Yaklaşılmalıdır? Neler Yapılmalıdır? Bu çocukları ancak en iyi oranla % 10u’ fark edilebilmektedir. Bu sebeple çocuğun, gencin, bireyin ve ailesinin mevcut durumuyla ilgili farkındalığın olması, durumu kabul etmek, ertelememek temel çözümün ilk basamağıdır.

Klinik görüşmenin sağlanması, mevcut belirtilerin saptanması, aile ve öğretmen/çevreden alınan bilgilerin ayrıntılı ele alınması gereklidir. Tanı konulması için yeterli deneyim ve bilgi birikimi sahibi uzmanların yardımı önemlidir. Bu konuda bilgisi olmayan kişilerin kulaktan duyma konuşmalarına fazla itibar etmemeyi, tavsiye ederiz. Kulaktan dolma bilgiler ile çocuğunuzun zamanında tedavi olmaması, onun için başka riskleri beraberinde getirebileceğini unutmayınız. Görüşme sırasında aklınıza takılan her türlü konu yada soruyu sormaktan da çekinmeyiniz?

Her çocuğun, bireyin kendine has değerlendirilmesi ile bireye özgü yaklaşım başlangıç görüşmesinin ana unsurlardır. Sorumluluk alıcı, davranışsal, motivasyonel, destekleyici, düzenleyici görüşmelerle başlamak esastır. İlaç dışı seçenekler arasında, dikkat çalışmaları, olumlu yaklaşımlar, kuralları açıkça belirleme ve uygulama çalışmaları, rutinler geliştirme, ödüllendirmeler, huzur planları yapmak, iyi oldukları alanlara odaklanabilmek, duygu çalışmaları, tartışmalardan kaçınmak, ve anne/babanın mevcut ruhsal süreçlerinin değerlendirmesi belli başlı alanlardır. Eğer gerekli ise, psikostimulan (antidepresan değil) takviyeler dünyada ve ülkemizde tedavi algoritmasında önemli ilk seçeneklerdendir. Psikostimulanlar, beyin işlevlerini yavaşlatmaz, uyuşturmaz, uyutmaz, kilo yapmaz. Tam tersine beynin yeterli uyarılmayan, yönetici işlevlerini, dikkat işlevlerini uyararak odaklanabilme, yönetme ve davranışlarını kontrol edebilme becerilerini arttırır.

Çocuğun mevcut durumunu değerlendirilerek ele almaya başlamak; onun yaşamına sağlaya bileceğimiz en önemli bir yaşam katkısı olabilir. Düzenli klinik görüşmeler ve ele almalar mevcut sorunun çözülmesinde değerlidir. Sağlıklı, huzurlu, güzel bir yaşam dileklerimle